Alzheimer hastalığının teşhis ve tedavi yolları.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Alzheimer hastalığının teşhis ve tedavi yolları.

Mesaj  Admin Bir Cuma Tem. 25, 2008 1:43 pm

Düşünce kontrolü, hafıza ve konuşma yetisi gibi bazı fonksiyonların yer aldığı beyin bölümünde, karmaşık mesajları milyonlarca sinir hücresi arasında taşıyan kimyasalların düzeyinin azalması ve sinir hücrelerinin yok olması ile, normal düşünme ve hafıza yetilerinin kaybolduğu, kronik ve ilerleyici bir hastalıktır.

Alzheimer adını, Alman bir doktor olan Alois Alzheimer’den almıştır. Dr. Alzheimer, olağandışı bir zihinsel hastalık sonucu yaşamını yitiren bir kadının, beyin dokularında birtakım değişiklikler meydana geldiğini farketmiştir ve hastalığı ilk kez teşhis etmiştir.
Alzheimer hastalığı en yaygın olarak görülen demans yani bunama nedenidir.

Tanı
Günümüzde bilim adamları, Alzheimer hakkında her gün daha fazla şey öğreniyorlar fakat yine de hastalığın nedeni ve ilacı şu ana kadar bulunamadı. Nörolojik ve İletişimsel Bozukluklar ve İnme Ulusal Enstitüsü, Alzheimer Hastalığı ve İlişkili Bozukluklar Birliği ölçütlerine göre; hastanın öyküsüne, zihinsel işlevlerinin testlerle değerlendirilmesine ve diğer demans nedenlerini eleme amacıyla uygulanan klinik testlere dayanır.

Kesin Tanı
Beyinin mikroskop altında incelenmesidir. İnceleme sonucunda beyin hücreleri üzerinde patolojik bir protein birikimi görülür.

Nöropatoloji
Beyin hücreleri üzerinde patolojik bir protein birikimi görülür. Bu protein birikimi nöritik plak adı verilen fokal, küresel, bir oluşumdur. Merkezinde çeşitli anormal proteinlerden oluşmuş amiloid cekirdek bulunur. Plaklar sıklıkla mikroglial hücreler ve reaktif astrositlerce çevrelenmiştir.plak çekirdeğinin çoğunluğunu amiloid precursor proteinin(APP) ürünü olan amiloid protein(AP) oluşturur. Amiloidden zengin plaklar demansla ve klinik hastalıkla nörofibriller "tangle"lardan daha az ilişkili olsa da Alzheimer'a diğerlerinden daha spesifik olduğu için daha önemlidir.

APP nöron membranındaki bir parçadan sentezlenir ve hücre yüzeyine gönderilir. Bu yüzeydeki APP endositlerce alınır ve çeşitli süreçlerden geçerek başta alfa amiloid peptidler olmak üzere ürünlere dönüşür. A alfa peptid, 40-43 aminoasidden oluşmuştur ve agrege olarak Amiloidi oluşturur. Amiloid protein beyin parankimi ve damarların etrafında yerleşir.

Laboratuvar araştırmalarından elde edilen kanıtlara göre alfa amiloid ve aggregatları nörotoksiktir ve demansın patogenezinden sorumludur. Alfa A agregatları bir immun yanıt oluşturuyor ve plaklar etrafında mikrogliaların birikmesine neden oluyor olabilir. Yerel bir akut faz yanıtı oluşur, gelişen iltihabi süreç, glutamat yoluyla kalan nöronların eksitotoksisitesine yol açarak daha fazla hücre zedelenmesi ve kaybına yol açar. Beyinde öğrenme ve hafızayla ilişkilendirilen beyin bölgeleri olan bazal önbeyin ve hippokampusun kolinerjik sistemlerinin Alzheimer tipi patolojiye selektif olarak duyarlı olduğu düşünülmektedir--22 Mayıs 2005 (UTC). Kaynak:[1]

10 Uyarıcı Belirtisi
Mesleki yetenekleri ve aktif hayatı etkileyen bellek kaybı,
Günlük olağan işleri yürütmede güçlük,
Dil ve konuşma ile ilgili sorunlar,
Zaman ve mekanla ilgili oryantasyon bozukluğu,
Zayıf veya azalmış yargılama yeteneği,
Soyut düşünme ile ilgili sorunlar,
Nesneleri yanlış yere koyma,
Duygu durum veya davranış değişiklikleri,
Kişilik değişiklikleri ve
İnsiyatif kaybı.

Yaş ve Cinsiyet
Alzheimer, genellikle 60 yaşından sonra etkisini göstermeye başlar ve hastalık riski bu yaşla birlikte artar,65 yaşın üzerinde yaklaşık her 10 kişiden birinde;85 yaşın üzerinde ise yaklaşık her iki kişiden birinde görülmektedir.Daha genç insanlar da Alzheimer’e yakalanma riski altındadır.Alzheimer hastalığı kadınlarda ve erkeklerde hemen hemen aynı oranda görülür. 40-50 yaşlarında başlar, toplumun yaşlanma oranının artması ile görülme sıklığı artar.Alzheimer hastalığı bulaşıcı ve kalıtsal bir hastalık değildir,ancak düşük oranda genetik yatkınlık bağlantısı olabileceği düşünülüyor.

Semptomlar
Alzheimer hastasında hafıza kaybı, kişilik ve davranış değişiklikleri, düşünme ve yorumlamada bozulma, konuşurken doğru kelimeleri bulmada güçlük, bazı işleri doğru sırayla yapmada zorlanma gibi bulgular görülür. Bu bulgular zamanla daha da kötüleşir ama kötüleşmenin hızı hastadan hastaya farklılık gösterir. Ancak hastalık ilerledikçe günlük yaşamı sürdürmek giderek zorlaşır ve hasta zaman içinde tamamen başkalarına bağımlı hale gelir. Hastalığın belirtileri ve bulguları önceleri hafiftir ve genellikle normal yaşlanmayla ilgili olduğu sanılır. Hafif unutkanlık genellikle ilk belirtisidir. Hasta giderek daha da unutkanlaşır ve tanıdık nesnelerin isimlerini anımsamakta zorluk çekebilir. Hasta genellikle gittikçe artan sorunların farkında değildir, hatta bunu inkar edebilir. Zamanla bellek kaybı ile birlikte duygu durumunda ve davranışlarında değişiklikler olmaya başlar. Yargılama, konsantrasyon, konuşma ve fiziksel koordinasyon da etkilenir. Ve hasta en basit işleri bile yapamaz duruma gelir. Kişilik ve davranışlarda değişiklik olabilir. Kolay sinirlenme, depresyon, aşırı kuşkulanma ve yanlış inançlar görülebilir. Bazen de, aşırı sakin ya da saldırgan olabilirler.

Şüphe ve Suçlama: Hasta, hafıza ve yeteneklerindeki bozulma ve kendine duyduğu saygının giderek azalması nedeniyle çevresine karşı bazı şüpheler geliştirir. Bu şüpheler genellikle özel eşyalarının çalındığı ya da kendisine kötülük yapılmak istendiği şeklindedir. Hastanın bu tarz suçlamalarının arttığı dönemlerde güvenini kazanmak için sıcak, anlayışlı bir tavırla yaklaşılmalıdır. Suçlamaya karşı savunmaya geçmek, hastanın fikrinde ısrar etmesine yol açar.

Saldırganlık: Demanslı hasta zaman zaman hırçın ve saldırgan olabilir. Bu reaksiyon, kendisini güvenlikte hissetmemesi veya yeni sesler, olaylar ve insanlarla karşılaşması gibi birçok nedene bağlı olabilir. Hangi durumun nasıl bir tepkiye sebep olduğunu bilerek, benzer durumların oluşmasından kaçınılabilir. Yine de, böyle olaylar ortaya çıktığında, hastayı sakinleştirmek için en iyi yol, öncelikle kendinizi sakinleştirmek, yavaş hareketler ve güven verici bir ses tonuyla konuşmaktır.

Depresyon: Hastanın bağımsızlığını kaybetmesi ve yaşadığı başarısızlık hissi, genellikle içine kapanık olmasına yol açar. Hastanın depresyonunu kuvvetlendiren ya da kendini iyi hissetmesini sağlayan insanları veya olayları gözlemleyin. Hekiminiz bu konuda yardımcı olabilecek tedaviler önerebilir. Amaçsızca dolaşma: Hastanız çevrede amaçsızca dolaşabilir. Bu ihtiyacın sebepleri, hareketsiz kalamaması, karnının acıkması veya sadece tuvalete gitmek istemesi olabilir. Günlük egzersizler, dışa vurulamayan enerjinin sebep olduğu amaçsız dolaşmanın kontrol edilmesine yardımcı olabilir.

Hastaların bir kısmında hareketlerde bozulma olur. Hatta ileri dönemlerde sara krizine benzer nöbetler de görülebilir. Yukarıdaki bulgulara hastaların kendilerine bakabilme, kendi başlarına yaşayabilme yeterliliklerinde azalma eşlik eder ve ileri dönemlerde 24 saat bakım gerekli hale gelebilir. Hastalık daima ilerleyicidir. Fakat belirtilerin tipi, sıralanışı ve ağırlığı hastalar arasında farklılıklar gösterir. Etyoloji: ( Risk Faktörleri ) Kesin nedeni bilinmemektedir. Fakat kısaca, kalıtımsal olduğu, yavaş virüs enfeksiyonu, toksin veya travma sonucu olabileceği yönünde çalışmalar vardır.

Alzheimer’de ana risk faktörleri, yaş unsuru ve ailevi geçmiştir. Mümkün olabilecek diğer risk faktörleri de ciddi bir baş yarası ve düşük seviyede bir eğitimi içerir. Bilim adamları hastalığa neden olabilecek diğer faktörleri de görebilmek için çalışıyor. Hastalığa neden olabilecek bilinen faktörler aşağıdakileri içeriyor:

Genetik Faktörler: Bilim adamları Alzheimer’in sebeplerinin yarısından fazlasına genetik faktörlerin yol açtığına inanıyorlar. Örneğin, apolipoprotein E (ApoE) şeklinde adlandırılan bir protein, bu anlamda önemli sayılabilir. Kanda kolesterol taşımak görevine yardımcı olan ApoE her bireyde bulunur. Bununla birlikte ApoE’nin beyindeki asıl görevi, henüz tam olarak anlaşılamadı. ApoE’nin üç farklı şekli bulunuyor. İlk şekli bir insanı Alzheimer’den koruyacak, diğer şekli ise; hastalığın gelişimine daha elverişli hale getirebilecek özelliklere sahip görünüyor. Bilim adamları, hala ApoE ve onun Alzheimer hastalığındaki rolü hakkında daha fazla şey öğrenmeye ihtiyaç duyuyor. Genetik faktörler, hastalığın nedeni olmak için tek başına yeterli değildir. Kadın ve erkekte hastalığın gelişimini anlamak için bir insanın genetik tanımlaması ile diğer risk faktörleri birleştirilebilir.

Çevresel Faktörler: Bilim adamları Alzheimerli insanları beyin dokularında alüminyum, çinko gibi metallerin varlığını keşfettiler. Onlar, bu metallerin Alzheimer’in nedeni olup olmadığı ya da hastalığın sebeplerinden biri olarak beyinde oluşup oluşmadığı konusu üzerinde çalışıyorlar.

Virüsler: Bazı bilim adamları Alzheimer’e bir virüsün neden olabileceğini düşünüyorlar. Onlar, Alzheimerli insanların beyin dokularında bugüne dek görünmüş değişikliklerin nedeni olabilecek virüsleri araştırıyorlar.

Alzheimer, muhtemelen tek bir nedene bağlı olarak oluşmuyor. Her insan için farklı olan davranışların, birçok faktöre yol açtığını söylemek daha uygun olur.

Tedavi
Başlangıçta önemsenmeyen belirtiler hastalığın teşhisini geciktirebilir ve bu durum ileri aşamalarda hastanın ve ona bakmakla yükümlü yakın çevresinin daha büyük bir sosyo-ekonomik yük altına girmesine neden olur Hastalığı iyileştirmek mümkün değildir .Fakat belirtileri kontrol altına alınabilir. Bu nedenle hastalığın tedavisi ve hastaya yaklaşım, bakım sağlayan birçok insanın katkısını gerektirir. Bunlar aile, sosyal servisler ve tıbbi destektir.

Alzheimer Tedavisinde yeni Gelişmeler Yeni bir araştırmaya göre, östrojen tedavisi, Alzheimer hastalığının ortaya çıkma riskini hayli azaltıyor. New York'ta tamamlanan çalışmada, menopoz sonrası on yıl veya daha uzun süre östrojen kullanan kadınlarda, diğerlerine göre, Alzheimer hastalığının yüzde 40 oranında daha az görüldüğü ortaya konmuştur.

Nedeni tam olarak bilinmeyen Alzheimer hastalığının riski anti-romatizmal ilaçlarla da yüzde 40-50 oranında azaltılıyor.

Yavaşlatıcı ve koruyucu tedavilerin uygulandığı Alzheimerin önlenmesi için aşı araştırmaları yürütülüyor. Son olarak açıklanan aşı ise umut verici. Aşının hayvanlarda etkili olduğu görülmüş. Ancak,insanlar üzerinde kullanılmasının yıllar alabileceği belki de hiç kullanılamayacağı söyleniyor.
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 160
Kayıt tarihi : 22/07/08

Kullanıcı profilini gör http://parapsikoloji.forum777.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz