Medyumluk üzerine.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Medyumluk üzerine.

Mesaj  Admin Bir Salı Ağus. 05, 2008 7:59 pm

Medyumluk ya da popüler adıyla kanallık üç beş kişiye 'bahşedilmiş' bir yetenek değildir. Her insan bir kanaldır; çünkü bilgi evrenseldir ve evrensel bilgi, evrensel varlıklarin hepsine -istisnasız hepsine- ulaşır. Farkındalıklarını sezgilerine odaklayanlar ise kanallık yapıyor. Kimisi sadece kendine, kimisi kamuya...
Çekim yasasını temel alarak diyebiliriz ki her kanal, kendi vibrasyonuyla -farkındalığıyla- paralel ölçüde bilgiyi algılayabiliyor ve dolayısıyla farkındalığı ölçüsünde aktarabiliyor. Kahve falı dahil, her tür 'kehanet' aracı, olası potansiyelleri göz önüne sermekte. Zihinlerimizde var olan ancak çoğunun farkında olmadığımız potansiyelleri... Olası bir ayrılık, korkulan bir kaza, umut edilen bir haber, beklenen bir maddi getiri, arzulanan bir ilişki vs gibi...
Bizler herhangi bir fal aracılığıyla, bu potansiyelleri (ruhumuzda biçimlendirdiğimiz her tür düşünceyi) duymayı talep ve arzu ettiğimiz için koşup fallar baktırıyoruz. Benliğimizin kimi zaman hoşlandığı, kimi zaman hoşlanmadığı, hatta korktuğu tüm o bilgileri alabilme seçimini, yüksek benliğimiz yapıyor.
"Onay vermediğin tek bir harfi bile işitmezsin" cümlesi de buradan kaynaklanmaktadır. Bilgi, bütünden, bütün olan kanalıyla yayılıyor. Bütünden ayrı olmayan yüksek benlikten (kavram karmaşasını engellemek amacıyla böyle bir ayrım yapıyorum. Üst benlik-alt benlik diye bir ayrım da yok ya aslında) yayılan bilgiyi alabilmek/aktarabilmek için, bütünle yani yüksek benlikle uyumlanmak gerekiyor.
Bütünle uyumlanabilen bir kanal, bütünün onay verdiği bilginin aktarılmasında aracı oluyor. Bütünle uyumlanamayan bir kanal zaten bilgiyi alamıyor ki, neyi aktarsın? Alınamayan bilgi, nasıl 'yanlış' olsun? Evet, bu noktada da "ego" giriyor devreye...
Ancak ayna teorisi gereği, baktığımız herşey bizi yansıttığına göre egosuna kanallık yapan bir medyumu hayatımıza çekiyorsak, bu tam da bizim "seçimimiz"dir, kendimize benzeyeni kendimize çekmektir. Şimdi soru şudur: Medyumlara duyulan öfkeyi doğuran medyumun kendisi mi yoksa medyumda gördüğümüz aksimiz mi?

Biz ne isek, onu çekiyoruz kendimize; onu deneyimliyoruz. Bu gezegene geliş amaçlarımızdan birisi yaratma sanatında ustalaşmak. YARATAN olmayı deneyimlemek. Tüm üstatlar, spirituel rehberler, peygamberler, ermişler bize bunu anlatabilmeye çabalıyor binlerce yıldır.
Bilgin arttıkça farkındalığın artar, farkındalığın arttıkça kendini BİLirsin, kendini bildikçe seni sen yapanları YARATırsın, yarattıkça USTAlaşırsın. Yaratma sanatında ustalaşırsın. Ustalaştıkça bilgini paylaşırsın. Paylaştıkça çoğalırsın. Çoğaldıkça, ayrılığı imkansızlaştıracak yer kalmadığından, BİRleşirsin.


Kendimize nasıl davranıyor, kendimize ne değer biçiyorsak; 'diğer'lerine de öyle davranır, öyle değer biçeriz. Hepimiz yaşam denen oyunda deneyimlediklerimizi paylaşıyoruz dilimiz döndüğünce. Paylaşımları saygıyla eleştirmek yerine hakaretle aşağılıyorsak, gerçekte neyi aşağıladığımızı düşünmek gerek bir kez daha....
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 160
Kayıt tarihi : 22/07/08

Kullanıcı profilini gör http://parapsikoloji.forum777.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz